Bursa’nın tarihi ve doğal güzellikleri turizme kazandırılamıyor

Duygu TAŞKIRAN/ Rüstem PEHLİVANLAR/ HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) – Bursa, hem Bizans hem de Osmanlı İmparatorluklarının en önemli şehirlerinden biri olması sebebiyle tarihte önem arz eden şehirlerden biri. Osmanlı’ya başkentlik yapmış olması da Bursa’yı, Türkiye’nin sembol şehirlerinden biri haline getiriyor.

Ayrıca Bursa, Osmanlı kültür ve medeniyetinin ilk ve önemli eserlerini içinde barındırması dolayısıyla da ‘medeniyetimizin beşiği’ sayılabilecek önemli bir şehir olmasının yanı sıra doğal güzellikleri ve doğa turizminin nadide parçalarına sahiplik etmesiyle de öne çıkıyor.

Peki Bursa’nın bu güzellikleri ve tarihi birikimi değerlendirilebiliyor mu? Bu kültür şehri, turizme kazandırılabiliyor muz?

Konu ile ilgili Herkes Duysun’a değerlendirmelerde bulunan Tarihçi ve Profesyonel Tur Rehberi Samet Tatlıcı, Bursa’daki doğal güzelliklerin ve tarihi mirasın ulaşım ve altyapı problemleri dolayısıyla turizme yeterli katkıyı sağlayamadığını ifade etti.

“İSTANBUL’DAN SONRA EN ÖNEMLİ ŞEHİR BURSA”

Bursa‘nın, gerek tarihi bakımdan gerekse doğa turizmi açısından Türkiye’nin en öne çıkan şehirlerinden biri olduğunu söyleyen Tatlıcı, “Tarihi açıdan baktığımızda İstanbul’dan sonra gelen en önemli şehir Bursa’dır. Tarihi eserler anlamında da çok yoğun bir şehirdir. Tarihi isim bakımından da çok önemli bir şehir. Üçüncü şehir duruma göre Edirne, Manisa, Amasya gibi şehirler arasında değişebilir fakat tarihi eser ve isim açısından en önemli ikinci şehir kesinlikle Bursa’dır.” dedi.

“İZNİK, DÖRT FARKLI DEVLETE BAŞKENTLİK YAPTI”

İstanbul’un Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti’ne başkentlik yaptığını ancak Bursa’nın özellikle de İznik‘in tarihte dört farklı devlete başkent olduğunu belirten Samet Tatlıcı, ifadelerine şu şekilde devam etti:

“İznik, eserleri bakımından fazlasıyla ön plana çıkıyor. Bursa şehir merkezi de Osmanlı tarihi açısından çok önemli ancak ne yazık ki ülkemizin birçok şehrinde olduğu gibi Bursa’nın da turizm açısından tanıtılması ve bu pazardan pay alması konusunda sıkıntılar var. Bunun en temelinde ise turizme yönelik isim ve eserlerin tanıtılmaması, tarif edilememesi ya da güzergahların net bir şekilde belirlenememesi var. Ulaşım, altyapı ve otopark gibi pek çok sorun sebebiyle bu noktalar turizme kazandırılamıyor.”

“BURSA, DOĞA TURİZMİ İLE DE ÖNE ÇIKIYOR”

Doğa turizmi anlamında da Bursa’nın öne çıktığını vurgulayan Tatlıcı, “Birçok şehirde göl olmamasına rağmen Bursa’da iki tane göl vardır. Şelale bakımından da oldukça zengindir. Saitabat Şelalesi, Alaçam Şelalesi, Narlıdere Şelalesi, Küreklidere Şelalesi, Yarhisar Şelalesi, Suuçtu Şelalesi, Softaboğan Şelalesi, Hasanağa şelalesi bu zenginliklerden bazılarıdır fakat bunlara ulaşım yoktur. Bunlara ulaşım olmadığı için tanıtılmaları da mümkün olmuyor. Böyle olunca bırakın bunların turizme kazandırılmasını Bursa halkının bile birçoğu bu zenginliklerden bihaber kalıyor.” ifadelerini kullandı.

Uludağ’da bulunan Yedi Göller bölgesinin de ulaşım ve güvenlik sebebiyle turizme kazandırılamadığının altını çizen Tatlıcı, “Uludağ’ın üzerinde yedi tane buzul göl vardır. Bursa halkının bile pek çoğu bu gölleri bilmez. Bilmemesinin sebebi de yine bunların turizme kazandırılamaması, tanıtımlarının yapılamamasıdır. Bu ve benzeri bölgelere ulaşım da sağlanamadığı için maalesef Bursa’da ve ülkemizin bazı şehirlerinde sıkıştırılmış bir turizm söz konusu. Belli başlı yerler haricinde bir yere gidemiyorsunuz.” şeklinde konuştu.

Bursa’nın, çok zengin ama bir o kadar da bu zenginliğin farkında olmayan bir konumda olduğunu kaydeden Tatlıcı, “Çok fazla eser, yapı ya da doğa harikaları mevcut olduğu için hepsinin turizme kazandırılması da maaliyetli bir iş oluyor elbette ama kısa vadede çalışmalara başlamak gerekir.” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir